10 Ekim 2011 Pazartesi

Darwin Teorisi

 Darwin, bilim tarihindeki en büyük yanılgılardan birinin mimarıdır. Hiçbir somut bilimsel bulguya dayanmayan teorisi, kendisinin de kabul ettiği gibi sadece bir "mantık yürütme"dir. Hatta Darwin'in kendisinin de Türlerin Kökeni isimli kitabındaki "Teorinin Zorlukları" başlıklı uzun bölümde itiraf ettiği gibi, teori birçok önemli soru karşısında çaresiz kalmıştır. Nitekim kendisi teorisini içinde bulunduğu çıkmazları pek çok kez dile getirmiştir. (Detaylı bilgi için bkz. Evrimcilerin İtirafları, Harun Yahya)
İnsanın maymundandan geldiğine dair ellerinde fosil mi vardı bu kadar vaveyla koparıldı acaba? Eğer varsa da bu mümkün olur ki Yüce Allah’ın Kur’’an’da buyurduğu üzere ‘’ Mûsâ kavminden Cumartesi gününe saygıyı hiçe sayanlara hâkir maymunlar olun buyurduk’’ sözü gerçekleştiği ve onlar da bu kalıntıları bulmuş ve incelemiş oldukları içindir.
Çünkü Yüce Allah buyuruyor: ‘’Dünyayı gezin, dolaşın yalanlayanların sonu ne imiş görün’’.
Bir takım kimseler şekil itibariyle hayvan suretine sokulmadığını, ahlâken teşbih yoluyla benzetilme tahmini yürütmekte iseler de, İmam Gazâlî (r.a)’in İhya-i Ulûm’id’din ll.Ciltteki 2.bölüm’de yer alan  Şüphenin Mertebeleri, Kaynakları  ve Şüpheli şeyleri Helâl ve Haramdan Ayıran Hususlar konulu metinde yer alan ve Şüpheli Kaynaklar başlıklı yazıda aynen şöyle buyruluyor:
 …Bu cümleden olarak seleften şöyle rivayet edilir: Hz. Peygamber’le beraber seferdeydik ve acıkmıştık. Debab (keler) denilen hayvanın çok bulunduğu bir yerde konakladık. Bizim o hayvanlardan doldurduğumuz çömlekler ateşin üzerinde kaynarken Hz. Peygamber şöyle buyurdu
‘’Zamanında İsrâiloğulları’ndan bir topluluk nesholunmuştu. (başka bir sûrete sokulmuştu). Şu hayvancağızların onlar olmasından korkarım. ( İbn Hibban, Beyhakî, (Abdurrahman’dan); Ebu Dâvud, Nesâî ve İbn Mâce, (Sâbit b. Zeyd’den bir benzerini). Buhârî’ye göre Sâbit hadîsi daha sahihtir).
Avnü'l-Mabûd yazarı Debab kelimesinin anlamı ile ilgili olarak da: Debab, kertenkeleye benzeyen, fakat ondan büyük olan, dört ayaklı bir hayvancıktır. Bu hayvancağız yedi yüz yıl yaşar, hiç su içmez, kırk günde bir damla idrar yapar ve dişleri düşmez. Hattâ dişlerinin hepsinin tek bir parça ve bütün hâlinde olduğu söylenir, der.
Kelerin neshedilmiş israil oğullarının neslinden olması ihtimaline dair hadis ile ilgili olarak Îzzü'd-Dîn bin Ab-disselâm   şöyle der:
Neshedilen bir topluluğun üç günden fazla yaşamadığı ve neslini devam ettiremediği yolunda vârid olan hadis ile bu hadîs arasında görülen ihtilâfa cevaben şöyle denilir: Resûl-i Ekrem (s.a) bazen bir konu hakkında özlü haber verirdi. Sonra da bunu açıklığa kavuştururdu. Nitekim   D e c c â 1   hakkında önce "Ben aranızda iken Deccâl çıkarsa onu ben mağlûp ederim" buyur­muş. Sonra  da D e c c â l' in   son zamanlarda çıkacağını haber ver­miştir. Bu mesele de böyledir. Peygamber (a.s) önce nesih durumunu bildirmiş; o sıralarda neshedilmiş ümmetin üç günden fazla yaşayamadığını ve neslini devam ettiremediğini bile­memiş. O'nun kelerle ilgili buyruğundaki zannı o vakit böyle idi. Sonra nes­hedilmiş ümmetin üç günden fazla yaşamadığı ve neslini devam et­tiremediğini bildirmiştir.
Bir Hâl Tercemesi
İlk hadisin râvisi Sabit bin Yezid (r.a), bâzı rivayetlerde Sabit bin Vedia, diğer bâzı rivayetlerde Sabit bin Yezid bin Vedia şeklinde geçmektedir. Tirmizî; Vedia, Sâbit'in anasıdır, Yezîd de onun babasıdır. Hazreç kabilesinden olup künye­si Ebû Said'dir. Büyük sahâbîlerdendir. İki tane hadisi vardır. Râvileri de Berâ ve Zeyd bin Veheb'tir. Ebû Dâvüd, Nesâl ve îbn-i Mâceh onun hadîslerini rivayet etmişlerdir. (Hulâsa, 57) [43]

0 yorum:

Yorum Gönder